24 Mayıs 2009

Melodik Yaz

10 cik cik
Müzik, bu sene Türkiye'de hiç olmadığı kadar canlı. Onlarca muhteşem grup ve sanatçı, olayların fon müziği olmak için teşrif ediyorlar. Herkesin iyi kötü, müzik dinlediği bazen kişinin bazen de tarzların müziği yönettiği bir ülkede, bu çok büyük bir fırsat. Ben birkaçı için şimdiden para biriktirmeye başladım. Sizde birer konser seçip gününüzü gün edebilisiniz. Aşağıya konser tarihlerini koyacağım iyi eğlenceler şimdiden.




-Soul Stuff
tarih : 19.06.2009 22:00:00
mekan : Studio Live Dip İstanbul
28,00 TL













-
Placebo
tarih : 23.06.2009 21:00:00
mekan : Turkcell Kuruçeşme Arena
Ayakta: 87,00 TL
Sahne Önü: 160,00 TL











-
Dream Theater
tarih : 04.07.2009 18:00:00
mekan : Maçka Küçükçiftlik Park
1. Kategori: 149,00 TL (Sahne Önü)
2. Kategori: 74,00 TL















-Santana
tarih : 06.07.2009 21:00:00
mekan : Turkcell Kuruçeşme Arena
Genel Giriş: 100,00 TL
Sahne Önü: 270,00 TL

















-
Deep Purple

tarih : 20.07.2009 21:00:00
mekan : Turkcell Kuruçeşme Arena
1.Kategori: 160,00 TL (Sahne Önü Ayakta)
2.Kategori: 107,50 TL (Ayakta)














-Testament
tarih : 29.07.2009 21:00:00
mekan : Maçka Küçükçiftlik Park
Genel Giriş: 39,00 TL
Sahne Önü: 56,00 TL








-
Leonard Cohen

tarih : 05.08.2009 21:00:00 - 06.08.2009 21:00:00
mekan : Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi
1. Kategori: 275,00 TL
2. Kategori: 220,00 TL
3. Kategori: 192,50 TL

4. Kategori: 165,00 TL
5. Kategori: 102,00 TL











5 Mayıs 2009

Olmuş, Olana Çare Yokmuş!!!

3 cik cik

Matbaanın o sıcak, bunaltıcı, havasında mürekkepli iki el, içerideki birkaç nefeslik havayı da bitirmek pahasına hırsla çalışıyorlar. Artık deriye işlemiş olan, mürekkebi çıkartmak için defalarca yıkandıkları belli, çatlamış, kurumuş elleri. Önceden yeni basım kitap kokusuna bayılan bir insan için, şu an ki durum hiç içler acısı değil. Havada uçuşan toz zerrecikleri bile, yapış yapış birer kar tanesi kıvamında, ya da o böyle düşünmek istiyor. Bu düşünce bu pis ortamda, onun huzurlu kalmasını sağlayan tek şey. Dokunduğu sayfaların izleri arasında bulmaya çalışmış hep kendini, ama sayfaları okuyanlar onu aramamışlar hiç. Hiçbir zaman 'esas' olamamış hep yapay düzlemde sanal ilişkilerin kurbanı olmuş. Solmuş...

1 Mayıs 2009

Melek

0 cik cik
Şu günlerde, üzerime düşen yağmur damlaları iğneden. Gelişimim sırasındaki yağmur tanımlamalarım, hep değişti. Ben değiştikçe diğer şayler gibi, yağmurda değişmiştir. Şu an ise acıtıyor, derimi delip dokularımın arasından, kalbime ve beynime sızıyor. Sevdiklerimin gözünden yağmur yağıyor üzerime. Zayıf, beyaz tenli, mıncıklamayı seven, öpme yerine koklamayı seven bir melek için yağıyor yağmurlar. Lütfen bu sabah güneş bulutsuz bir gökyüzüne doğsun. Uyuyan melek uyansın, gülümsesin sevindirsin sevdiklerini. Lütfen!!!

11 Nisan 2009

Keşke

0 cik cik
Yüzümü ve bedenimin görebildiği heryerini, öpücüklere boğdu güneş. Açıkçası kızardım biraz, ulu orta olucak iş mi? Değil mi ama? Elini uzattı, dolaşalım elalemin 'yüzü gözü hürmetine' diye, hay hay dedik, kıskananlar çatlasın moduna hemencecik girebildik. Bu nasıl bir 'ikiyüzlülük' utanayım yerin dibine gireyim. Kavramını bile bilmedikleri birşeye, boyun büküp özür dilemişim. Aptalmışım, küçükmüşüm, mşm, mşm. Dim devam ettim, ediyorum bildiğim yoldan, mesela hala asfalt çizgilerine basmadan yürümeye çalışıyorum, basınca da basmamış gibi davranıyor hoşnut ediyorum kendimi. Minicik kediler var önümde, yavrular, titriyorlar. Belli ki anneleri doğurup sokağa atmış, kedi sinsi derler ya, asıl sinsi bunu diyenler deyip koynuma alıyorum. O kadar masumlar ki, bebekliğimizde ki gibi onlarda daha hiçbirşey bilmiyorlar. Keşke bilmeseler, hep böyle kalsalar. Bizlerin yüreğinde iz bırakanlar hep yaralar, bol sütlü vücut kremleri değil. Yaralanıp kanamasalar, akmasalar, kaybolmasalar keşke. Keşke, keşkeler, keşkekler, peşkeşler hiçbitmezler.

11 Mart 2009

Zamanı Geldi

2 cik cik


Zaman bu zaman, kapısız köylerin eşiğinde desdur demek gerek, desdur alasın ki yüreğinde kırıntı kalmasın. Atalardan gelen sözleri, kulak arkasından çıkarıp mp3'e yerleştirmeli, bazen fon müziği niyetine bazen de kendi solonu yapıp dinlemeli. Gerçeklerden kaçmak istersen, kulağını kapa yeter bir türkü tuttur içinden. Yok eğer sadece kaparsan kulaklarını ve çalmazsan şarkını, sessizliğin çığlığı seni sağır edene kadar devam eder. Notaların varlığını duymadan, hissedenler kanıta ihtiyacı olmayanlardır belki de. Ruhunu bedeninde özgürce dans ettirebilenler, kendi müziğini yaratabilenlerdir. Senin duyduğunu aslında onlar dinlerler ve uslu dururlarsa görebilirler bile. Müzik ruhun gıdası derler ya, işte benim için anoreksiyalı ruhları besleme zamanı. Zaman bu zaman...