30 Ağustos 2009

Zen Master

9 cik cik
Pamuğun arasına koyduğumuz fasülyelerin filizlendiğini gördüğümüz an nirvanaya ulaşmış küçük afacanlardık galiba.

21 Ağustos 2009

Hanımeli

1 cik cik

Kirpiklerinin arasından sızarken güneş, çevresindeki herşey birer ışık hüzmesi olmuştu. İlk kez gözlerini kıstığı ve aynı anı yaşadığı zamanı düşündü. Aynı gün hanımeli çiçeğinin yeşil bölümünü koparınca bal emebileceğini öğrenmişti. Balın ağzında bıraktığı tadı sevmişti, bir çiçekten bal almak tam ona göreydi. Arı, kocaman karnı balla dolu bir arı. Böyle bir şeydi, demek ki annesinin her gece okuduğu hikayelerdeki mutlu son, kahramanlara bu hissi veriyordu. Sırf bu düşünceler onun kendini bir dahi sanmasına yol açmıştı, herkesle paylaşmalıydı. Karşı komşuları buruşuk Hikmet amcayla, sümüklü Beyzayla, şişko Nevin teyzeyle ve her gece ona sonunda mutlu olan kahramanların hikayelerini anlatan annesiyle. Annesi şu an en yakında olduğu için ona anlatmak için arkasını döndü koşarak yanına gitti. Kulağına eğilip, 'Anne ben arı oldum.' dedi.

Yıllar sonra aynı gün, annesinin mezarına az önce emdiği hanımeli çiçeklerinden koydu... 'Anne bak çiçeklerden bal topladım.' dedi.

26 Haziran 2009

Coggaaiiiiiiiiiiiiiiiiiiiy!!!

4 cik cik
Uzun zamandır yazamadım bunun nedeni ben değil, birer sinek olmaya karar veren klavyemin tuşlarıdır. Ayrıca sandalyem de uluslarası bir helikopter yarışmasına, jüri üyeliği yapmaya davet edilmişti. Faremi ise imkansız bir aşk hikayesinin ardından sarhoş halde buldum, ayıltmak için 5 sürahi kahve, 2 inek ve 1 maden suyu fabrikası devreye girdi. Eve geldiğimde annemin “Desperate Housewives” olmak üzere Amerika'ya, babamın ise 'Nirvana''ya ulaşmak için Hindistan'a gittiğini öğrendim. Bu haberden sonra tam da Mars'taki canlılara yetecek kadar çikolata ve patlamış mısırla depresyona girecekken, küçük bir çocuk pencereden içeri girdi. Adının Yusuf olduğunu söyleyen küçük çocuk gece gece bir mektup bırakıp gideceğini söyledi. Mektup ikiz kardeşimden geliyordu. Annemizin karnındayken, neden aç gözlülük yapıp açlıktan onu yuttuğumu soruyor, yıllardır şah damarımdan da yakında karnımda ne zorluklarla yaşadığını anlatıyordu. Üzüntüden gözlerimi yerinde tutamadım fırlayıp gittiler. Şu an gözlerim olmadığı için gönlüm katlanamayacağından aramaya koyulacağım. En yakın tavuskuşu durağından bir tavuskuşu bulup dehleyip İstanbul'a gideceğim. Belki onları Bebek'te üç beş tur atarken bulabilirim. ADİOS AMİGOS...

11 Haziran 2009

11 cik cik

Şimdi bahsedeceğim kadın ilahi bir sese sahip. Onu dinlerken kendimi Orta Dünya da çimlere uzanmışken hayal edebiliyorum. Kendileri 13 Haziran'da saat 21.00'de Cemiz Topuzlu Sahnesi'nde konser verecekmiş. Çok memnun kaldım bu habere ki zaten Türkiye'yi çok seven ve her fırsatta konser verip bir de Türk ezgilerini kendi müziğine harmanlayan bir insandır kendileri. Ne diyelim gitmek gerek.

25 Mayıs 2009

I Wanna Hold Your Hand

2 cik cik


Değişim. Zamanın popüler ve güzel kızını, yaşlı ve yalnız bir kadına dönüştüren, acımasız zaman etkisi. Uğramayacak mı sana, ya da teğet mi geçecek, yoksa seni koruyan gizli bir zırhın mı var? Bunların hiçbiri, durdurmaya yetmeyecek. Başlangıcın, yeşil yolunda kabul ettiğin, yeni adımlarla sona doğru gideceksin. Geride kendi adımlarını, yıllarca seni sen yapan, herşeyi bırakarak. Yabancı adımlara ayak uydurmak kadar kolay bir şey yoktur, çünkü onlar kendi yollarında ilerler ve aslında sen farketmesinde, seni ezer ve geçerler. Dışarıdan hızlı görünen, ama aslında seni farkedemeyeceğin kadar yavaş devinimlerle, hükmü altına alan adımlarının 3 maymunu oynayan kölesi olmuşsundur. Bedenin sömürülmüş, zaten varolan başka bir insana dönüşmüş, ruhunu bedeninin en karanlık dehlizlerine atmışsın. Yalnız doğup yalnız öleceğini bildiğin, bir yerlerde, değerlerine sırtını dönmüşsün. Peki çok mu geç bunları fark etmek, düzeltmek için. Ruhunun elinden tutmak istemez misin?