20 Mayıs 2010
18 Aralık 2009
Yaman Zamanlar
Müsvette parşömen aslına, kayıp otobanın kızıl şeritleri üzerinde hatalı sollama yapmış ama ne yapsın hem acelesi hem de geçilecek reel zamanları varmış. Toprak üstüne yorgan olduysa eğer, suçlu birbirine kavuşamayan akrep ile yalkovan, asansör mızıkacıları da GDO ile sıvanan dişlilermiş. Değişime değnekçi olmak büyük idealim derken ilahi maske düşmüş terden, tende olmayan lüksü mühürlemek farz olmuş. Etimize can verdi diye öğretilen göbek bağımız, zincirlerle bağlanmış kuyuya. İsyanlar çığlık olup akarken kuyuya, 32 kısım tekmili birden kulaklar kesilip kapı tokmağı yapılmış.
-Orada kimse var mıymış?
30 Ağustos 2009
Zen Master
Pamuğun arasına koyduğumuz fasülyelerin filizlendiğini gördüğümüz an nirvanaya ulaşmış küçük afacanlardık galiba.
21 Ağustos 2009
Hanımeli

Kirpiklerinin arasından sızarken güneş, çevresindeki herşey birer ışık hüzmesi olmuştu. İlk kez gözlerini kıstığı ve aynı anı yaşadığı zamanı düşündü. Aynı gün hanımeli çiçeğinin yeşil bölümünü koparınca bal emebileceğini öğrenmişti. Balın ağzında bıraktığı tadı sevmişti, bir çiçekten bal almak tam ona göreydi. Arı, kocaman karnı balla dolu bir arı. Böyle bir şeydi, demek ki annesinin her gece okuduğu hikayelerdeki mutlu son, kahramanlara bu hissi veriyordu. Sırf bu düşünceler onun kendini bir dahi sanmasına yol açmıştı, herkesle paylaşmalıydı. Karşı komşuları buruşuk Hikmet amcayla, sümüklü Beyzayla, şişko Nevin teyzeyle ve her gece ona sonunda mutlu olan kahramanların hikayelerini anlatan annesiyle. Annesi şu an en yakında olduğu için ona anlatmak için arkasını döndü koşarak yanına gitti. Kulağına eğilip, 'Anne ben arı oldum.' dedi.
Yıllar sonra aynı gün, annesinin mezarına az önce emdiği hanımeli çiçeklerinden koydu... 'Anne bak çiçeklerden bal topladım.' dedi.
26 Haziran 2009
Coggaaiiiiiiiiiiiiiiiiiiiy!!!
Uzun zamandır yazamadım bunun nedeni ben değil, birer sinek olmaya karar veren klavyemin tuşlarıdır. Ayrıca sandalyem de uluslarası bir helikopter yarışmasına, jüri üyeliği yapmaya davet edilmişti. Faremi ise imkansız bir aşk hikayesinin ardından sarhoş halde buldum, ayıltmak için 5 sürahi kahve, 2 inek ve 1 maden suyu fabrikası devreye girdi. Eve geldiğimde annemin “Desperate Housewives” olmak üzere Amerika'ya, babamın ise 'Nirvana''ya ulaşmak için Hindistan'a gittiğini öğrendim. Bu haberden sonra tam da Mars'taki canlılara yetecek kadar çikolata ve patlamış mısırla depresyona girecekken, küçük bir çocuk pencereden içeri girdi. Adının Yusuf olduğunu söyleyen küçük çocuk gece gece bir mektup bırakıp gideceğini söyledi. Mektup ikiz kardeşimden geliyordu. Annemizin karnındayken, neden aç gözlülük yapıp açlıktan onu yuttuğumu soruyor, yıllardır şah damarımdan da yakında karnımda ne zorluklarla yaşadığını anlatıyordu. Üzüntüden gözlerimi yerinde tutamadım fırlayıp gittiler. Şu an gözlerim olmadığı için gönlüm katlanamayacağından aramaya koyulacağım. En yakın tavuskuşu durağından bir tavuskuşu bulup dehleyip İstanbul'a gideceğim. Belki onları Bebek'te üç beş tur atarken bulabilirim. ADİOS AMİGOS...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
